Tel: 0242.3160004
GSM: 0552.2456966
Åžirinyalı Mah. İsmet GökÅŸen Cad. No:92/1 Bilir Apt. Antalya


Behçet Hastalığı
​
Behçet Hastalığı Nedir?
Behçet Hastalığı bir Türk doktor tarafından ilk kez 1937 yılında tanımlanmıştır. Bir Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı olan Prof. Dr. Hulusi Behçet ağızda ve cinsel bölgede tekrarlayıcı yaralar (tıbbi olarak ülser veya aft) ve gözde iltihap (üveit) ile giden üçlü bulgusuyla bu hastalığı tüm dünyaya duyurmuÅŸtur. Sonraki çalışmalarda Behçet hastalığının çeÅŸitli belirti ve bulgularla birçok sistemi etkileyebilen bir hastalık olduÄŸu gösterilmiÅŸtir.
Behçet Hastalığı dünyanın hangi bölgelerinde görülür? Ülkemizde görülme sıklığı nedir?
Behçet hastalığı hemen hemen tüm dünyada görülmekle birlikte, Türkiye, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs gibi Akdeniz ülkeleri, Irak ve İran gibi OrtadoÄŸu ülkeleri ve Japonya, Kore, Çin gibi UzakdoÄŸu ülkelerinde diÄŸer ülkelere göre daha sık görülmektedir. Hastalığın yukarıda belirtilen ve tarihi “İpek Yolu” ’nun geçtiÄŸi bu ülkelerde daha sık görülmesi, geliÅŸiminde genetik ve/veya çevresel faktörlerin etkili olabileceÄŸine iÅŸaret etmektedir. Tarihi “İpek Yolu” üzerindeki ülkelerden Behçet hastalığının en sık görüldüÄŸü yer Türkiye’dir. Ülkemizin çeÅŸitli bölgelerinde yapılan beÅŸ ayrı çalışmada hastalığın sıklığının 100.000 eriÅŸkinde 20 ile 421 arasında olduÄŸu bildirilmiÅŸtir.
Behçet hastalığı hangi cinsiyette daha sıktır?
Behçet hastalığı erkek ve kadınlarda yaklaşık eÅŸit oranda görülür. Ancak, özellikle göz ve damar tutulumu gibi önemli sistem tutulumları genç erkek hastalarda daha sık ortaya çıkmaktadır.
Behçet hastalığı hangi yaÅŸlarda görülür?
Behçet hastalığı en sık 20–40 yaÅŸları arasında baÅŸlar. Bununla birlikte daha az sıklıkta olmak üzere çocuklarda ve ileri yaÅŸtakilerde de Behçet hastalığı geliÅŸebilmektedir.
Behçet hastalığının nedenleri nelerdir?
Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. GeliÅŸiminde bağışıklık sistemi deÄŸiÅŸikliklerinin yanı sıra genetik ve bazı çevresel faktörlerin (bakteri ve virüs gibi) etkili olabileceÄŸi düÅŸünülmektedir.
Behçet hastalığı bulaşıcı bir hastalık mıdır?
Bulaşıcı bir hastalık değildir.
Behçet hastalığı kalıtsal mıdır?
Behçet hastalığı kalıtsal bir hastalık deÄŸildir. Ancak, hastalık için genetik bir yatkınlık söz konusudur. Bunun anlamı, yakın kan bağı olan bireylerde Behçet hastalığının görülme sıklığının toplumdaki diÄŸer bireylere oranla bir miktar daha fazla olmasıdır. Hastaların önemli bir bölümünde HLA-B51 adlı doku antijeni saptanabilmektedir. Ancak, HLA B51 toplumumuzda sık rastlanan bir doku antijenidir ve diÄŸer yönlerden saÄŸlıklı bireylerde de görülebileceÄŸi unutulmamalıdır. Bu nedenle tek başına Behçet hastalığının tanısında kullanılması uygun deÄŸildir.
Behçet Hastalığının belirtileri nelerdir?
Behçet hastalığı birçok organı etkileyebilen ve bu nedenle de çok sayıda belirtiye yol açabilen bir hastalıktır. En sık görülen belirtileri ağızda ve cinsel bölgede tekrarlayıcı yaralar, deri belirtileri, göz ve eklem tutulumudur.
Ağız yaraları (aft veya oral ülser)
AÄŸrılı ve yineleyici özellikteki ağız yaraları Behçet hastalığının en sık görülen belirtisidir. Hastalığın tanısında son derece önemli olan ağız yaraları, hastaların hemen tümünde gözlenir. Genellikle dudak ve yanak mukozası, dil yan ve alt yüzleri ile ağız tabanına yerleÅŸim gösterirler. Ağız yaraları, yuvarlak ya da oval, kenarları ÅŸiÅŸkin ve kırmızı bir hale ile çevrili, tabanı beyaz, gri veya sarı renkte olurlar. AÄŸrı en önemli ÅŸikayettir. Zaman zaman beslenme güçlüÄŸüne ve konuÅŸmada zorlanmaya yol açabilirler. BüyüklüÄŸü 1 cm’den küçük ve yüzlek yaralar 15 gün içinde, iz bırakmadan iyileÅŸirken, 1 cm’den büyük ve derin yaralar daha uzun bir sürede iyileÅŸip, iz bırakabilirler. Ağız yaralarının tekrarlama sıklığı hastadan hastaya deÄŸiÅŸiklik gösterir.
Ağızda aft yapan tek hastalık Behçet Hastalığı deÄŸildir. Rekürren aftöz stomatit denilen tekrarlayıcı ağız yaraları toplumun yaklaşık %20’sinde görülebilmektedir. Bu durum, altta yatan bir hastalığa baÄŸlı olmaksızın sadece ağız yaralarıyla seyreden ve genel olarak saÄŸlıklı bireylerde görülen bir rahatsızlıktır. Bu nedenle aft tek başına ne kadar sık ya da ÅŸiddetli olursa olsun Behçet hastalığı tanısı koymak için yeterli deÄŸildir. Behçet hastalığı tanısı konulabilmesi için o kiÅŸide afta ek olarak hastalığın baÅŸka klinik bulgularının da bulunması gereklidir.
Cinsel bölge yaraları (genital ülser);
Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanmış özgün üç belirtiden birisi olan tekrarlayıcı cinsel bölge yaraları, hastalığı karakterize eden en önemli belirtilerdendir. Cinsel bölge yaraları, ağız yaralarından sonra hastalığın ikinci en sık belirtisidir. Hastaların yaklaşık %80-90’ında bulunurlar. Görünümü ve seyri ağız yaralarına benzer. Ancak genellikle daha derindirler ve sıklıkla da iz bırakarak iyileÅŸirler. Ağız yaralarına göre daha az sıklıkta tekrarlarlar. Cinsel bölge yaraları, aÄŸrı yanında fiziksel hareketlerde zorlanmalara neden olur. Erkeklerde en sık gözlenen yerleÅŸim yeri torbalardır. Kadınlarda ise en sık yerleÅŸim yeri dudaklardır. Ancak ülserler döl yoluna ve hatta rahim aÄŸzına yerleÅŸebilmektedir. Akıntı ve cinsel iliÅŸki sırasında aÄŸrı ile kendini gösterebilir. Cinsel bölge yaraları da diÄŸer bulgular gibi bulaşıcı deÄŸildir.
Deri bulguları; Hastalığın deri belirtileri büyük bir çeÅŸitlilik gösterir. Bunlar arasında eritema nodozum, papülopüstüler lezyonlar ve yüzeysel tromboflebit en sık gözlenenlerdir. Eritema nodozum hastaların yaklaşık 1/3’ ünde görülen ve sıklıkla da kadın hastalarda saptanan deri belirtisidir. En sık bacakların ön yüzüne yerleÅŸim gösterir. Daha az sıklıkla kalçalarda, kollarda veya vücudun baÅŸka bölgelerinde de olabilir. Yuvarlak veya oval, aÄŸrılı, kırmızı renkte, büyüklükleri fındıkla ceviz arasında deÄŸiÅŸen belirtilerdir. Eritema nodozum açılıp yara halini almaz. Belirtiler 2-3 haftada genellikle yerinde geçici özellikte koyu bir leke bırakarak iyileÅŸir. Papülopüstüler lezyonlar kıl dibi iltihabı ya da ergenlik sivilcelerine benzer deri belirtileridir. Kızarık, içi iltihaplı sivilce benzeri bu belirtiler sıklıkla gövde, bacaklar, kollar ve yüze yerleÅŸim gösterirler. Yüzeysel tromboflebit bir diÄŸer önemli deri belirtisidir. Sıklıkla bacaklarda ve deride etkilenen damar boyunca kırmızı, hassas, çizgi veya ÅŸerit ÅŸeklinde sertliklerle kendini gösterir. Erkek hastalarda daha sık görülür.
Göz tutulumu; Behçet hastalığında göz tutulumu hastaların yaklaşık yarısında görülür. Gözde kızarıklık, bulanık görme veya görme kaybı, uçuÅŸmalar, gözde ve göz çevresinde aÄŸrı gibi ÅŸikayetlere neden olur. Göz ÅŸikayetleri erkeklerde ve hastalığın ilk yıllarında daha sıktır. Göz tutulumunun bazı hastalarda ağır seyredebileceÄŸi ve hatta görme kayıplarına yol açabileceÄŸi unutulmamalıdır. Bu nedenle yukarıda özetlenen ÅŸikayetlerin bulunması durumunda vakit kaybedilmeden doktora baÅŸvurulması ve tedavi için verilen ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşır. Göz tutulumu bazen çok belirgin bir ÅŸikayete yol açmayabilir veya hasta tarafından fark edilmeyebilir. Bu nedenle hastaların göz ÅŸikayeti olsun olmasın belli aralıklarla muayene edilmesinde yarar vardır.
Eklem tutulumu; hastaların yaklaşık yarısında eklemlere ait ÅŸikayetler olur. Åžikayetler sadece aÄŸrı ÅŸeklinde olabileceÄŸi gibi, söz konusu eklemde ÅŸiÅŸlik, sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı (tıbbi adı ile artrit) ÅŸeklinde de olabilir. Åžikayetler sadece tek bir ekleme sınırlı olabilir. Bazende birkaç eklemi aynı anda tutar. En sık diz eklemi tutulur, bunu sıklık sırasıyla, ayak bileÄŸi, dirsek ve el bileÄŸi izler. Behçet hastalığında daha az sıklıkla omurga eklemleri de tutulabilmektedir. Eklem ÅŸikayetleri hastalığın atak dönemlerinde daha belirgin olur ve sıklıkla da 2–4 hafta içinde eklemde herhangi bir kalıcı hasar veya sakatlık bırakmadan iyileÅŸir.
Behçet hastalığının diÄŸer belirtileri; yukarda sözü edilenlerin dışında Behçet hastalarında damarlar (akciÄŸer atardamarında iltihap sonucu kanlı balgam, toplardamarlarda pıhtılı iltihap yani tromboflebit sonucu aÄŸrılı ÅŸerit ÅŸeklinde kızarıklıklar, ayakta ÅŸiÅŸlik vb.), barsaklar (karın aÄŸrısı, bulantı, kusma, ishal, kanlı ishal vb.) ve sinir sistemi ile iliÅŸkili ÅŸikayetler (baÅŸ aÄŸrısı, his kusurları, çift görme, dengesizlik, konuÅŸma ve yutma güçlüÄŸü, bilinç bozukluÄŸu vb.) ortaya çıkabilmektedir. Bu tür ÅŸikayetleri olan hastaların vakit kaybetmeden doktora baÅŸvurmasında yarar vardır.
Behçet hastalığının seyri nasıldır?
Behçet hastalığı önceden kestirilemeyen ataklar ve iyilik dönemleri ile uzun süreli bir seyir izlemektedir. Hastalığın belirtileri ve ÅŸiddeti kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸebilir. Kimilerinde sadece deri, mukoza belirtileri ve hafif eklem ÅŸikayetleri gözlenirken, kimilerinde göz, damar, mide barsak ve sinir sistemi belirtileri ön planda olabilir. Genel olarak hastalığın ÅŸiddeti ileri yaÅŸlarda azalma gösterir.
Gebelik hastalığın seyrini etkiler mi?
Behçet hastası gebe kalabilir. Behçet hastalığının gebelik üzerine veya gebeliÄŸin Behçet hastalığı üzerine çok belirgin bir etkisi yoktur. Kimi hastada ÅŸikayetler gebelikte azalırken kiminde de artış gösterir. Ancak, hastaların çoÄŸunda belirgin bir deÄŸiÅŸiklik olmaz.
Behçet hastalığının tanısı nasıl konulur?
Hastalığın kesin tanısını koyan bir laboratuvar belirteci bulunmamaktadır. KiÅŸinin Behçet hastalığı olup olmadığını ya da ileride geliÅŸip geliÅŸmeyeceÄŸini gösteren herhangi bir kan testi yoktur. Bugün için tanı klinik bulgularla konulmaktadır. Deri ve mukoza bulguları sıklıkla hastalığın ilk bulguları olarak karşımıza çıkarlar. Bu nedenle hastalığın erken tanısında büyük önem taşırlar.
Paterji testi nedir? Ne işe yarar? Nasıl bakılır?
Deri paterji testi uygun iÄŸne ucunun deriye batırılmasına derinin verdiÄŸi cevaptır. Hastalığın tanısında yardımcı bir test olarak kullanılır. Ön kol iç yüzüne yüzeysel olarak uygulanır. Deriye 45 derecelik açıyla iÄŸne ucu batırılır. Paterji testi pozitif olanlarda bu alanda 24-48 saat sonra içi iltihaplı olabilen kızarık sivilce benzeri bir oluÅŸum meydana gelir. Genellikle aynı iÄŸne ucu her iki kolda birden çok sayıda deri alanına batırılır. Deri paterji testi hastalığa özgül olsa da her hastada saptanamayabilir. Ülkemizde Behçet hastalarında testin pozitifliÄŸi yaklaşık %60-70 arasındadır. Deri paterji testi pozitifliÄŸi tek başına Behçet hastalığı tanısı için yeterli deÄŸildir. Benzer ÅŸekilde testin negatif olması da o kiÅŸinin Behçet hastası olmadığı anlamına gelmemektedir.
Behçet hastalığı nasıl tedavi edilir?
Hastalığın uzun süreli ve düzenli bir ÅŸekilde takip edilmesi gerekmektedir. Behçet hastalığının sistemik bir hastalık olduÄŸu ve çok sayıda organı etkileyebileceÄŸi unutulmamalıdır. Bu nedenle, hastalığa yaklaşımda birçok bilim dalının (farklı uzmanlık alanlarından doktorların) iÅŸbirliÄŸi içinde çalışması gerekmektedir. Hastaların tedavi ve takibinde deri ve zührevi hastalıkları, romatoloji ve göz hastalıkları uzmanları baÅŸta olmak üzere çok sayıda doktorun uyum içinde çalışması büyük önem taşımaktadır.
Genel anlamda Behçet hastalığına ait tüm belirtileri tamamen ortadan kaldıran tek bir ilaç veya tedavi bulunmamaktadır. Bu nedenle tedavi var olan belirtilerin özelliÄŸine göre belirlenmektedir. Tedavide temel amaç hastalığın özellikle erken ve aktif dönemindeki ÅŸiddetli olabilecek organ veya organların hasarını engellemek ve belirtilerin verdiÄŸi rahatsızlığı gidermektir. Hastalığın tedavisinde çok sayıda ilaç kullanılmaktadır. Bunların bir bölümü yerel bir bölümü ise sistemik olarak uygulanmaktadır. Ayrıca gerekli durumlarda fizik tedavi ve cerrahi tedavilerde yapılabilmektedir.
Yerel ilaçlar (gargara, krem vb.) deri ve mukoza belirtilerinin hafifletilmesi, daha çabuk iyileÅŸmesi ve verdiÄŸi rahatsızlığın giderilmesi anlamında önemli ilaçlardır. KolÅŸisin deri, mukoza ve eklem tutulumlarında yararlı olabilen bir ilaçtır. Bunun dışında gerekli olduÄŸunda kortizonlu ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kontrollü biçimde kullanılabilmektedir.
Ağız saÄŸlığı aftların ve hastalığın yeni ataklarını engellemede önemli olabilir. Bu nedenle hastaların ağız hijyenine büyük önem vermeleri ve düzenli olarak diÅŸ muayenelerini yaptırmaları gereklidir. DiÅŸ çürüÄŸü, diÅŸ eti iltihabı, vb. ağız hijyen bozukluÄŸuna neden olabilecek tüm olumsuzluklar mutlaka tedavi ettirilmelidir.
Ayrıca ağızda aftı olan hastaların asitli, kabuklu, sert, acılı ya da tuzlu yiyecekler gibi irrite edici ajanlar ve alkolik içeceklerden sakınması gerekir. Özellikle kabuklu gıdaların yenmesi (çerez, fındık, fıstık, ayçiçeÄŸi, vb.) ağız içinde tahriÅŸ ve hafif de olsa yaralanmalara neden olabileceÄŸinden aftların oluÅŸumunu baÅŸlatabilir, iyileÅŸme sürelerini uzatabilir.
Yukarda sayılan ve dikkat edilmesi gereken birçok konunun dışında aşırı yorgunluk, stres, ateÅŸli hastalık gibi durumlar hastalığa neden olmamakla birlikte bazı kiÅŸilerde hastalığı arttırıcı rol oynayabilirler. Mümkün olduÄŸunca Behçet hastaları yorgunluk ve stresten kaçınmalı, enfeksiyonlardan kendilerini korumalıdırlar.
İlaç seçiminde ve tedavinin süresinde belirleyici olan tutulan organ veya organlar ve tutulumun ÅŸiddetidir. Bazen ÅŸikayetlerin giderilebilmesi için çok sayıda ilacın birlikte kullanılması gerekebilir. Seçilecek tedavi ÅŸekli ve uygulama yolu, tedavinin süresi, ilaçların dozu hekim tarafından düzenlenir. Hastalığın tedavi ve takibinde hekimlerin bilgi, tecrübe ve iÅŸbirliÄŸi içinde çalışmaları ne kadar gerekliyse hastanın önerilen tedaviye uyumu da o denli önemlidir.